TEMEL HAKLAR
Hak kavramı, çağımızda bize dayatılan özgürlük kavramından daha kapsayıcı, daha anlaşılır, adaleti sağlama konusunda daha etkili bir kavramdır.
İnsanın doğuştan gelen hakları olduğu gibi, emeği ve alın teri ile elde ettiği ve karşılıklı antlaşmalarla edindiği hakları vardır.
Tarih boyunca toplumlar verdikleri mücadelelerle haklarını elde etmeyi hedeflemişlerdir.
Adil yönetimler, idaresi altındaki insanlara ve toplumlara haklarını teslim ederken, zalim yönetimler ve idareciler gücü esas alan uygulamalarıyla zulmetmişlerdir.
Gücü elinde bulunduran devletler hak ve adaletten yana tavır koyduklarında büyük devlet, zulümden yana kullandıklarında ise zalim devlet olmuşlardır.
Tarih boyunca ecdadımız tarafından kurulan devletler ve Türkiye Cumhuriyeti yönünü hak ve adaletten yana belirlemiş ve yüzyıllar boyunca bu özelliği ile insanlığa öncülük etmiştir.
Milletimizin ve bütün insanlığın huzur ve mutluluğu, temel haklarını hiçbir baskı görmeden kullanabilmesine bağlıdır.
Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Batılılar tarafından hazırlanan uluslararası sözleşmelerin İslam Coğrafyası başta olmak üzereezilen, sömürülen, zulüm gören bütün toplumların yaşadığı acılar karşısında hiçbir etkisinin olmadığını çok kez müşahede ettik.
Dünyayı yöneten Siyonist zihniyetin, hedeflerine ulaşmak için gerekirse bütün insanlığın hakkını gasp etmekten çekinmeyeceğini artık bütün dünya biliyor.
Bu düzeni ortadan kaldırmak için bütün insanlığın ciddi adımlar atması ve sarsılmaz bir irade göstermesi gerekmektedir.
Bu atılacak adımlara ve ortaya konulacak iradeye öncülük etmek, tarih boyunca adaletin temsilcisi olmuş aziz milletimize yakışacaktır.
Biz; ezilen ve sömürülen tüm insanlar için Adalet ve Hakkın tesis edileceği yeni bir Dünya Düzenine öncülük edecek anlayışa sahip olduğumuzu ve bunun için başta Müslüman ülkeler olmak üzere bu hedef için çalışacak bütün devletlerle iş birliği içerisinde hareket edeceğimizi belirtiyoruz.
Ülkemizde milletimizin temel haklara ulaşabilmesi ve kullanabilmesi için ana dayanağımız Anayasamız olmalıdır.
Milletimizin dini, dili, kökeni, mezhebi ve meşrebine bakılmaksızın her bir ferdi,
İlmi ve bilimsel çalışmalar yapan her bir akademisyen ve ilim insanı,
Doğru bilgiyi tüm insanlara ulaştırmak için ter döken her bir gazeteci,
Olayları yorumlayan, değerlendiren ve yeni perspektifler sunan tüm yazar, düşünce ve fikir insanları,
Ülkemizin ekonomik kalkınması için her türlü zorluğa rağmen üretimden vazgeçmeyen her bir sanayici, tacir, tüccar ve iş insanı,
Fabrikalarda, ormanlarda, yollarda, barajlarda çalışan, ter döken her bir işçi,
Masa başında yıllarca dirsek çürüten her bir memur,
Ülkesi, milleti, ailesi için yıllarca namusu ile çalışıp emekli olmuş her bir emekli, hiçbir endişe ve korku hissetmeden temel haklarının korunacağını bilmeli ve bu güvenle yaşamalı, çalışmalı, üretmelidir.
Bizler tüm bu hakların garanti altına alınacağı bir Demokratik Anayasa yapma hedefine sahip olduğumuzu ve bunun için çalışacağımızı deklare ediyoruz.
Mahkemelerin birinci görevi suça maruz kalan vatandaşlarımızın haklarını korumak olmalıdır. Hakları gasp edilmiş vatandaşlarımızın başvurularının mahkeme dosyalarında, arşivlerin tozlu raflarında unutulmasına müsaade etmeyeceğiz.
Hakkı aramanın ve gasp edilen hakka ulaşmanın tek yolunun devletin kurumları olduğu gerçeğini en etkili şekilde göstermenin yollarını bulacak ve “devlet çözüm bulamayınca kendi adaletimi kendim sağladım” sözünü milletimizin lügatinden çıkaracağız.
Devletimizi hem kendi vatandaşlarımıza hem de bütün ezilenlere Hakkın ve Adaletin temsilcisi olarak bir kez daha tanıtacağız.