Huzur Partisi, resmi web sitesidir.

Huzur Partisi

Parti Programı

EĞİTİM POLİTİKALARI

EĞİTİM POLİTİKALARI

İnsan eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. Akıl, irade, vicdan ve manevi kabiliyetleriyle diğer varlıklardan ayrılan insan; bu üstünlüğü ahlaki, estetik ve entelektüel potansiyelini gerçekleştirerek elde edebilir. Bu kabiliyetlerle kuşanmış insanlardan sağlıklı ve güçlü bir toplum ortaya çıkar. Maddi ve manevi olarak güçlü olan bir toplum memleketini ve nesillerini kalkındırmakla kalmaz, insanlığa da huzur ve barış ortamı sağlayabilir.

Partimiz; kalkınmayı, maddî zenginliğin manevî zenginlikle bütünleşmesi olarak görmektedir. O nedenle; kötüyü iyiden, çirkini güzelden, yanlışı doğrudan, zararlıyı faydalıdan, zulmü adaletten ayırt edebilecek şuurda ve sorumlulukta nesiller yetiştirmeyi hedeflemekteyiz.

Eğitim, bir ülkenin sürdürülebilir kalkınmasını ekonomik, çevresel, manevi ve sosyal boyutlarıyla desteklerken, toplumsal uyumu da farklı gruplar arasında köprüler kurarak, hakkı ve adaleti teşvik ederek ve birlik şuurunu güçlendirerek sağlar. Bu nedenle, eğitim bir ülkenin sadece bugünü değil, geleceği için de en kritik yatırımıdır. Eğitim sistemi ne kadar kapsayıcı, erişilebilir ve kaliteli olursa, bir ülkenin uzun vadeli başarısı ve toplumsal barışı da o kadar güçlü olur.

 

Eğitim Vizyonumuz

- Eğitim, her bireyin erişebileceği evrensel bir haktır. Cinsiyet, etnik köken, sosyo-ekonomik durum veya fiziksel farklılıklar gözetmeksizin herkes için eşit fırsatlar sunar.

- Eğitim, bireylerin kişisel yetkinliklerini geliştirirken aynı zamanda toplumsal uyumu ve iş birliğini teşvik eder. Bireyler, hem kendi hedeflerini gerçekleştirebilecek beceriler kazanmalı hem de toplumun ortak iyiliğine katkıda bulunmalıdır.

- Eğitim, Allah’ı tanıma, ahlaki erdemler ve insanlığa fayda sağlama odaklı olmalıdır. İlimlerin kaynağını kendi bünyesinde taşıyarak doğru bilgiye ulaşmalı, talim ve terbiye etmeli, insan yetiştirmelidir.

- Eğitim, çevreye duyarlı, kaynakları koruyan ve geleceği düşünen bireyler yetiştirmelidir. Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla eğitim müfredatının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

- Eğitim, bireylerin eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmelidir. Bu, teknolojik ve bilimsel ilerlemeyi desteklerken bireylerin değişen dünyaya uyum sağlamasını sağlar.

- Eğitim, farklı kültürleri anlamayı ve hoşgörüyü teşvik ederek toplumsal uyumu güçlendirir. Empati, diyalog ve iş birliği, bireylerin farklılıklarla bir arada yaşama yeteneğini artırır.

- Eğitim, bireyleri hak ve sorumluluklarının bilincinde, demokratik süreçlere aktif katılan vatandaşlar olarak yetiştirmelidir. Toplumsal sorunlara duyarlılık ve çözüm odaklılık, eğitimin temel hedeflerinden biridir.

- Eğitim, sadece çocukluk ve gençlik dönemine sıkışmamalı, bireylerin yaşamları boyunca öğrenmeye devam etmelerini teşvik etmelidir. Değişen dünyaya uyum sağlamak için sürekli öğrenme bir gerekliliktir.

 

Eğitim Yaklaşımımız

- "Üreten Türkiye", "Güçlü Türkiye", ve "Erdemli Türkiye" hedefleri eğitim süreçlerinin ana fikrini oluşturacak ve tüm faktörleri bu doğrultuda dönüştürecektir.  Böylelikle; gençlerimiz hedefsiz bir eğitim yaklaşımından kurtulmuş, müstakil ve şahsiyetli bir eğitim sistemine kavuşmuş olacaktır.

- Sporda, sanatta, edebiyatta, sosyal bilimlerde, matematikte veya fen bilimlerinde fark etmeksizin başarı değerlendirmesi sadece sınav notu odaklı değil üretim odaklı olacaktır. Öğrencilerimiz ezberledikleri teorik bilgiyi yalnızca sınav için kullanmayacaklar, üreterek bilginin mantığına sahip olacaklar.

- Zorunlu eğitim yerine kademeli eğitim sistemine geçilecektir. 12 yıl kesintisiz eğitime son verilecek, özellikle mesleki eğitimi özendirecek kademeli sistem derhal hayata geçirilecektir.

- %100 okullaşma oranına ulaşmak eğitim sistemimizin temel hedeflerinden bir tanesidir. Bu maksatla mesleki ve teknik eğitim kurumları orta öğretimin %70'ini kapsayacak şekilde planlanacaktır. Sanat okulları, spor okulları, ziraat okulları nitelik ve nicelik olarak yükseltilecektir Ayrıca karma eğitim zorunluluğu kaldırılacak, kız ve erkek okulları her kademede oluşturulacaktır.

- Türkiye’de öğretmenlik mesleği, geçmişte yüksek saygınlığa sahipken, son yıllarda ekonomik ve sosyal nedenlerle bu itibar kısmen erozyona uğramıştır. Öğretmeni, hocayı yalnızca bilgi aktaran bir kişi değil, aynı zamanda ilim, irfan ve ahlakın temsilcisi olarak gören ecdadımızın; öğretmene verdiği ulvi mevkiyi hem fikir planında hem saygı planında vermek ve hem de maddi refah bakımından mesleğe layık yeni düzenlemeler getirmek şiarımız olacaktır.

- Disiplin eğitimde olmazsa olmazdır, ancak disiplinin şekli ve uygulanışı çağın ihtiyaçlarına uygun olmalıdır. Disiplin, korku veya baskı aracı değil, öğrenmeyi destekleyen, öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkaran ve eğitimdeki tüm bileşenlerin saygınlığını koruyan bir çerçeve olmalıdır. Bu dengeyi kurmak için öğretmen ve idarecilere sınıf yönetimi, pozitif disiplin teknikleri, çatışma çözümü ve duygusal zeka eğitimleri verilecek, sınıf mevcutları düşürülecek ve velilerin okul yönetimiyle işbirliği arttırılacaktır.

- Yerel coğrafi özelliklerin eğitim sistemine dahil edilmesini son derece önemli buluyoruz. Gençlerimiz; yaşadıkları yerin coğrafi şartlarını, jeolojik yapısını, geçmişte yaşanılan afetlerini, doğal kaynaklarını, flora ve fauna yapısını öğrenerek hem bireysel hem de toplumsal sorumluluklarını doğru bir şekilde yerine getirebileceklerdir.

- Ailede verilen okul öncesi eğitim, çocuğun tüm yaşamını etkileyen fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temellerinin atıldığı bir süreçtir. Aile, çocuğun ilk öğretmeni olarak sevgi, ilgi ve bilinçli yönlendirmeyle onun sağlıklı bir birey olarak yetişmesine katkıda bulunur. Tüm okullarımızda düzenli olarak ebeveyn eğitim programları hayata geçirilecek, Böylece ailelerin çocuk yetiştirme sürecinde daha bilinçli ve donanımlı olmaları sağlanacaktır.

- Türkçe, tarihimizin ve düşünce dünyamızın taşıyıcısıdır. Türkçe'nin zenginliğinin ortaya çıkarılması, düzgün konuşulması ve düzgün yazılması eğitim sistemimizin temel ilkelerindendir. Bununla birlikte Anadolu coğrafyamızda konuşulan farklı dillerin korunması ve yaşatılması da eğitim sistemimizin sorumluluğundadır. Bu dillerle ilgili çalışma ve araştırmalar desteklenecek ve seçmeli ders olarak okutulacaktır.

- YÖK; 12 Eylül 1981 darbesinin ürünü olarak, üniversiteleri “kontrol altında tutmak” amacıyla kuruldu ve 44 yıldır bu misyonunu büyük ölçüde sürdürüyor. Özerklik, liyakat ve kalite yerine “aşırı merkeziyetçilik ve siyasi sadakat” ön planda olduğu için Türkiye, dünya üniversite sıralamalarında çok gerilerde bulunuyor. O nedenle; görevi “kontrol etmek” değil, “standartları yükseltmek ve şeffaflığı sağlamak” olan yeni bir yüksek öğretim sistemi oluşturulacaktır.

- Üniversitelerimizin nicelikten ziyade nitelik olarak geliştirilmesi, akademik özgürlük, yenilikçi eğitim modelleri ile toplumsal ihtiyaçlara duyarlılık ve kaynakların doğru kullanımı bu sürecin temel taşları olacaktır.

- Kapanan köy okulları mümkün olduğunca tekrar açılacak, taşımalı eğitimin getirdiği sıkıntılar ortadan kaldırılarak köy hayatının canlandırılması sağlanacaktır.