Huzur Partisi, resmi web sitesidir.

Huzur Partisi

Parti Programı

DIŞ POLİTİKA

DIŞ POLİTİKA

Dünya birçok açıdan ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşıyor.

Bu değişim süreci içerisinde değişmeyen şey ise tüm ülkelerin kendi çıkar ve jeopolitik hedefleri için gizli-açık planlar yapıyor olması. Bu hedefleri belirleyen faktörler bazen kapital, bazen ideoloji, bazen de inanç oluyor. Kapital, ideoloji ve inancın şekillendirdiği hedefler için çalışan ekonomik, askeri ve teknolojik açıdan güçlü ülkeler lügatlarında Hak ve Adalet kavramını barındırmadan sadece gücü esas almaları dolayısıyla zayıf ülkelerde işgale, sömürüye, katliama, soykırıma, acıya ve gözyaşına sebep oluyor. Ve maalesef bu durum özellikle son 100 yıldır İslam coğrafyasında her gün yaşanıyor.

Emperyalist ve Siyonist güçlerin temel hedeflerinden biri Böl-Parçala-Yumuşak Lokma Haline Getir ve Yut politikasıdır.

Ülkemiz ve devletimiz kurulduğu günden yana Emperyalist ve Siyonist güçler ülkemizi hedef almaya, devletimizin bekasına kastetmek, vatanımızı parçalamak, milletimizi birbirine düşürmek için var güçleriyle çalışmaya devam etmektedirler.

Emperyalist ve Siyonist güçler bu hedeflerine ulaşmada önlerine çıkması muhtemel tüm engelleri özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası yapılan Yalta Konferansı ile oluşturdukları Uluslararası Organizasyonlar ve sözde Uluslararası Hukuk masalıyla ortadan kaldırmışlardır.

ABD’nin koruması altında kurgulanan dünya düzeninin, uluslararası kurumlar aracılığıyla yürütüldüğünü hepimiz biliyoruz.

Başta BM olmak üzere, AB, NATO, G7 ve G20 gibi organizasyonların temel görevinin Emperyalist ve Siyonist güçlerin hedeflerine ulaşması, Büyük İsrail’in kurulması, emperyalist haçlı zihniyetinin hüküm sürmesi, Müslümanların birlik olmasının önüne geçilmesi olduğunu biliyoruz.

G7’de alınan kararların Türkiye’nin de dahil olduğu G20’ye onaylattırıldığı, bu alınan kararlar olası bir askeri müdahaleyi gerektiriyorsa bu aşamada NATO’nun kullanıldığı, AB eliyle itiraz edecek olan ülkelere yaptırımlar uygulandığı bir uluslararası sistem.

Zalimlerin oluşturduğu ve kendilerini koruma altına aldıkları bir sistem. Yavuz hırsızın ev sahibini bastırdığı, bunu yaparken ev sahiplerini de kullandığı bir sistem.

Birleşmiş Milletlerde tek bir daimî üyenin vetosuyla, geride kalan 193 ülkenin kararının hiçe sayıldığı adaletsiz ve zalim bir sistem. Güvenlik Konseyi Daimî Üyelik sistemiyle, 188 üye ülkenin tüm görüş ve kararları Güvenlik Konseyi Daimî Üyesi 5 ülkenin iki dudağı arasına ipotek ettirilmiş vaziyettedir.

Bütün bu gerçekler ortadayken, bu organizasyonların yapısı bu hedefleri gerçekleştirmek üzere oluşturulmuşken, yaşanan yüzlerce tecrübe bu gerçeği ortaya çıkarmışken, uluslararası sistem çökmüştür demek ya cahilliktir ya da saflıktır. Asıl gerçek ise kurgulanan Uluslararası Sistemin tıkır tıkır işlemekte olduğudur.

Biz; İsrail Filistin’de işgale ve soykırıma devam ederken seyretmeye devam etmeyeceğiz.

Biz; Konu Müslüman ülkelerin yaşadığı acılar, Afrika’nın yaşadığı sömürgecilik, ülkemize karşı yapılan Uluslararası hukuksuzluklar olunca bir türlü sonuç alınamayan BM toplantılarından medet ummayacağız.

Biz; İslam Coğrafyasında yaşanan işgal ve katliamların sponsorlarından insanlık bekleyerek günlerimizi geçirmeyeceğiz.

Biz; Emperyalist ve Siyonist güçleri korumak için yazılmış olan Uluslararası Hukuk yalanının bir parçası olmayacağız.

Partimiz bu zalim ve adaletsiz düzeni değiştirmek için var olacaktır.

Bu düzenin değiştirilmesini bu düzeni kuranlardan beklemeyecek, atılması gereken adımları Türkiye olarak biz atacağız.

Tüm Müslümanları, tüm mazlumları, Siyonizm’in kanla yazdığı düzene itiraz eden tüm tarafları bir araya getirecek yeni bir dünya düzeni inşası için çalışacak, G20’nin, NATO’nun, AB’nin karşısına D8’i, D60 ve D160’ı çıkaracağız.

Ülkemizin, Müslüman ülkelerin ve ezilen ve sömürülen tüm ülkelerin kalkınması, gelişmesi, refah ve huzurlu bir ortama kavuşması, güvenliklerinin sağlanması için gerekli tüm adımlar bu uluslararası organizasyonlar eliyle yapılacaktır.

Tüm insanlığa huzur getirecek, her ülkenin ve dünya üzerindeki her bir insanın kendini güvende hissedeceği hak ve adalet ekseninde yeni bir Uluslararası Hukuk sistemi inşa edilmesine öncülük edeceğiz.

Uluslararası ilişkiler bağlamında müttefik olarak tanımladığımız başta ABD olmak üzere batılı ülkeler Türkiye’ye karşı hasmane tutum almaktan, ambargo koymaktan, tehditler savurmaktan geri durmuyorlar.

Sınırlarımızın dibinde terör örgütlerini besleyip büyüten, binlerce tırla silah yardımı yapan, eğitip donatan ve ülkemize saldırtan, askerimizi ve vatandaşlarımızı şehit ettiren ve devletimizin bekasına kasteden, CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) kapsamında ülkemize ambargolar uygulayan sözde müttefikimiz ABD’dir.

Parti olarak; sözde müttefik ABD’nin bu tür yaklaşım ve politik adımları karşısında İncirlik Üssü’nü kapatmakta tereddüt etmeyeceğiz.

Ülkemizi hasım olarak tanımlayanlara müttefik gibi davranmayacağız. Hangi ülke, devletimizin ve milletimizin bekasına saygı gösterir, müttefiklik ilkelerine bağlı bir anlayışla hareket ederse, biz de ülkemizin çıkarlarını göz önünde bulundurarak müttefiklik ilkelerine bağlı hareket edeceğiz.

Ege’de ve Doğu Akdeniz’deki haklarımızın korunması adına ülkemizin attığı her adımın karşısına dikilen, her fırsatta ekonomik ambargolarla tehdit edip bu tehditlerini hayata geçiren, insan haklarının sadece kendileri için olduğu anlayışını bir inanç haline getiren, kendi çıkarı söz konusu olunca tek dişi kalmış canavar halini almaktan çekinmeyenler AB ülkeleridir. Ülkemiz üye olabilmek için tam 65 yıldır bu AB’nin kapısında beklemektedir.

Dış Politikada atacağımız ilk adımlardan bir tanesi AB Tam Üyelik Başvurusunu geri çekmek olacaktır. Ülkemizi ve milletimizi 65 yıldır AB kapısında beklemek zilletinden kurtaracağız.

Avrupa ülkeleriyle karşılıklı çıkarların korunması ilkesiyle her türlü siyasi, ekonomik, ticari ilişkiler geliştirmeye devam edecek ancak kurumsal olarak AB’nin bir parçası olmayacağız.

Dış politikada sadece kendi çıkarlarını düşünen ve bunun için her türlü kanunsuz, zorbaca adımları atan tüm ülkelerle var olan müttefiklik politikasını ülkemizin çıkarları doğrultusunda kökten değiştireceğiz.

Bugün Kudüs’te, Gazze’de, Beyrut’ta soykırım yapan İsrail’in temel hedefinin sapkın inançlarının gereği olan Arz-ı Mevut topraklarına ulaşmak olduğunu ve bu topraklar arasında Anadolu’nun da bulunduğunu artık sağır sultan dahi duymuş ve anlamıştır. Bu konunun ciddiyetinin farkındayız. Hem ülkemizin geleceği hem de İslam Coğrafyasının selameti için gereken tüm tedbirleri alacağız. İsrail saldırganlığına ve yayılmacılığına müsaade etmeyecek, Filistin topraklarında sürdürdüğü işgal ve soykırıma rıza göstermeyeceğiz.

Türk Devletleri ile olan tarihi bağlarımızı daha da güçlendirecek, ekonomik ve ticari altyapımızı geliştireceğiz. Kültürel iş birliğimizi artıracak, tüm Türk Devletleri ile karşılıklı olarak Kimlik Kartlarıyla seyahat etmeyi sağlamak için adımlar atacağız. Türk Devletleri Teşkilatı’nın organizasyon yapısının güçlendirilmesi ve uluslararası olaylarda daha aktif roller üstlenmesi için çaba sarf edecek, KKTC’nin gözlemci ülke statüsünden tam üye statüsüne geçmesi için gerekli adımları ivedilikle atacağız.

KKTC’nin öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkelerden başlamak üzere resmi olarak tanınmasını sağlayacağız. Bu hedef doğrultusunda gerekirse Türk Dünyası Teşkilatı’ndan çıkma olasılığı da dahil her türlü zorlayıcı adımı atacağız.

Akdeniz ve Ege denizlerindeki haklarımızın korunması vazgeçilmez bir hedeftir ve bu konuda karşımıza çıkacak hiçbir tehdide boyun eğilmeyecektir.

Afrika ve Asya’da gelişmekte olan ülkelerle olan ilişkilerimizi karşılıklı çıkarların korunması bağlamında, dostane bir yaklaşımla daha da artıracağız. Yüzyıllardır sömürgeleştirilen ve köleleştirilen Afrika ülkelerine elimizi bir kardeş gibi uzatacağız.

Tarihsel bağlarla bağlı olduğumuz, dindaşlarımızın ve soydaşlarımızın yaşadığı Balkan ülkelerine özel önem vereceğiz. Kalkınmaları ve karşı karşıya oldukları sorunların giderilmesi için gerekli tüm desteği kendilerine vereceğiz.

Toplumsal yapımızı bozacak, inancımız, kültürümüz, geleneklerimizle bağdaşmayan hiçbir uluslararası sözleşmenin altına imza atmayacak ve bu tür sözleşmelere taraf olmayacağız.

Taraf olunan uluslararası sözleşmeleri iç hukuka aktarırken, milletimizin milli ve manevi değerlerini, geleneklerini ve toplumsal yapısını esas alacağız.