Trump'a Teşekkür
5 Kasım 2024 tarihinde yapılan seçimlerde ikinci kez ABD Başkanlığına seçilen Donald Trump’a, ABD’nin kapalı kapılar arkasındaki baskıcı, tehditkâr ve emperyalist tutumunu kameraların önüne taşıdığı için bir teşekkür borcumuz var.
ABD bugüne kadar kameralar önün demokrat, uluslararası hukuka saygılı ve liberal görünür bu nobran tavrını kapalı kapılar ardında gösterirdi.
Dünyaya adaletve uluslararası hukuk dersleri verir, her yıl İnsan Hakları Raporu yayınlar ve bu raporlar üzerinden ülkeleri tanzim ederdi.
Trump tüm bu saçmalıklara son vererek işlerin aslında nasıl yürütüldüğünü açıkça ortaya koydu.
Bildiğimiz ve yıllardır dile getirdiğimiz bu gerçekler, bir kez daha bu kavramların hepsinin birer aldatmacadan, eşkıyalıklarını maskelemek için kullanılan birer araçtan ibaret olduğunu gösterdi.
Asıl olanın güç olduğunu, güçlü olunca her şeyi yapmanın mümkün ve mubah olduğunu, ahlaki değerlerin kendi çıkarları zarara uğrayınca gerekli olduğunu, ideolojilerini inançlarının tanzim ettiğini ve bu inançları da aslında çıkarları adına kendilerinin oluşturduğunu bir kez daha görmüş olduk.
Trump’ınPanama Kanalı, Grönland ve Kanada’yı ele geçirme, Ukrayna’yı modern sömürge haline getirme planlarının arkasında hep bu gerçekler var.
Kendi hedefleri doğrultusunda her şeyi kendilerine mubah gören bu anlayış, bugüne kadar İslam Coğrafyasında milyonlarca Müslümanın kanını döktü.
Bugün Trump yine aynı anlayış ve yaklaşımla, büyük bir sürgün planını devreye sokarak Gazze’yi boşaltmak ve Filistin topraklarına el koymak istiyor.
Gazze’nin Uluslararası Hukuka göre Filistin toprağı olması, bu toprakların Filistinlilere ait olması da onu ilgilendirmiyor.
Zira oluşturulmuş olan bu Uluslararası Hukuk zayıf ve küçük ülkelerin haklarını korumak için değil, bu hakları başta ABD olmak üzere büyük ve güçlü devletlerin inisiyatifine bırakmak için vardır.
Yıllarca Afrika ve Asya’yı sömürgeleştirmiş Batılı ülkelerin dahi, Trump’ın bu yaklaşımları karşısında güvenlik kaygıları yaşadıklarını açıkladıkları bu tabloda hangi ülke kendini güvende hissedebilir.
Bu dünya düzeni 2. Dünya Savaşı sonrası hep böyle işledi, Donald Trump bu işleyişi daha nobran, daha açık ve daha şeffaf yürütmeye karar verdi.
Donald Tump’ın bu tutumu bir şeylerin değişmesi gerektiğini güçlü bir şekilde bir kez daha göstermiştir.
Bunu bize bir kez daha gösteren ve hatırlatan Donald Trump’a teşekkür etmemiz gerekiyor.
Görülmüştür ki mevcut Dünya Düzeni ve bu düzenin sahipleri insanlığa huzur getirmemiştir, getiremeyecektir zira böyle bir hedefleri yoktur.
O halde yeni bir Dünya Düzeni kurmaya ihtiyaç var.
Yeni ve adil bir Uluslararası Hukuk Sistemi, bu sistemi işletecek uluslararası organizasyonları oluşturma ve ezilenlerin, sömürülenlerin, işgale ve katliama uğrayanların zalimlerin elinden kurtarılması mecburiyeti var
Soru; bunu kimin ve nasıl yapacağıdır.
Cevabı ise kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi gerektiğidir.
Müslüman ülkelerin kendi aralarında birlik olması, Türkiye’nin bu birliği oluşturmak için liderlik etmesi tarihi bir sorumluluktur.
Bu kendi ülkemiz ve milletimiz adına, İslam coğrafyasının bütün mazlumları adına ve mağdur edilmiş bütün insanlar adına bir sorumluluktur.
Bunu yapmak için gerekli adımlar atılmadığı müddetçe ABD’nin eşkıyalıklarını, İsrail’in katliamlarını ve gücü eline geçiren bütün emperyalist güçlerin zorbalıklarınıizlemeye devam etmek zorunda kalacağız.
HUZUR PARTİSİ