Huzur Partisi, resmi web sitesidir.

Huzur Partisi
Migros Çalışanlarının  Hakkı Bir An Önce Verilmeli
2026-04-13 13:37:52

Migros Çalışanlarının Hakkı Bir An Önce Verilmeli

Migros emekçilerinin yaşadığı mağduriyet artık ertelenebilecek, görmezden gelinebilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır. 31 Aralık 2025 tarihinde sona eren sözleşmenin üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ maaşların netleşmemiş olması, çalışanların alın terine karşı nasıl bir ilgisizlik gösterildiğinin açık bir örneğidir. İnsanlar dört aydır belirsizlik içinde bekletiliyor. Hayat pahalılığı her geçen gün artarken, çalışan kendi geleceğini, maaşını ve geçimini hesap edemez hale getiriliyor.


Daha da acı olan şudur: Migros kendi ürünlerine neredeyse her ay zam yaparken, konu personelin hakkına geldiğinde aynı hız, aynı hassasiyet ve aynı kararlılık ortada yoktur. Raflardaki fiyatlar değişiyor ama o rafları dolduran, kasada ayakta duran, depoda yük taşıyan, sabahın erken saatinden gecenin geç vaktine kadar çalışan emekçinin hakkı sürekli öteleniyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.


Beş yıllık bir personelin aldığı maaş ile yeni başlayan bir personelin aldığı ücret arasında neredeyse sembolik denecek kadar az fark kalmışsa, burada emek de kıdem de sadakat de değersizleştirilmiş demektir. Yıllarını veren insanın tecrübesi, emeği ve fedakârlığı bu kadar kolay yok sayılamaz. Çalışan, kuruma verdiği yılların karşılığını almak isterken, adeta sabrının ve mecburiyetinin sınandığını hissetmektedir.


Üstelik Haziran ayında vergi dilimine girilecek olması, geciken her düzenlemenin çalışan aleyhine işlemesi anlamına gelmektedir. Bugün verilmesi gereken hak, yarın verildiğinde büyük ölçüde erimiş olacaktır. Yani gecikme yalnızca bir zaman kaybı değil, doğrudan emeğin cebinden eksilen bir hak kaybıdır.


Bir başka önemli mesele de sendikal temsil konusundaki hayal kırıklığıdır. Çalışandan aidat alan, onun hakkını savunmak için var olduğunu söyleyen yapıların, onca toplantıya rağmen somut bir sonuç ortaya koyamaması, emekçinin güvenini ciddi biçimde sarsmıştır. İşçi aidat vermek için değil, hakkının korunması için sendikaya ihtiyaç duyar. Eğer ortada hâlâ bir sonuç yoksa, çalışanların öfkesini ve kırgınlığını anlamak gerekir.


Bugün mağaza çalışanı ayda bir kilo et almayı dahi hesap eder hale gelmişse, burada sadece maaş sorunu yoktur; burada doğrudan bir geçim mücadelesi vardır. Yemeklerin kalitesizliği nedeniyle insanların cebinden harcama yapmak zorunda kalması da bu mağduriyeti daha da ağırlaştırmaktadır. Bir yandan düşük ücret, bir yandan kötü sosyal koşullar, bir yandan da sürekli ertelenen beklentiler… Bu tablo, emeğiyle yaşayan insanı yormuş, üzmüş ve çaresizlik duygusuna itmiştir.


Biz açıkça şunu söylüyoruz: Migros emekçisinin sesi duyulmalıdır. Alın teriyle çalışan insanlar lütuf değil, haklarını istemektedir. Bu talepler ne fazladır ne de abartıdır. İstenen şey insanca yaşamaya yetecek ücret, kıdemin gözetildiği adil bir düzenleme ve çalışanın insan yerine konulduğunu hissettirecek bir yaklaşımdır.


Hiç kimse unutmamalıdır ki bir kurumun büyüklüğü yalnızca şube sayısıyla, cirosuyla ya da raflarındaki ürün çeşitliliğiyle ölçülmez. Asıl büyüklük, o kurumu ayakta tutan emekçiye verilen değerle ölçülür. Emeğini görmeyen, çalışanının hakkını geciktiren her anlayış, eninde sonunda vicdanlarda da toplum önünde de mahkûm olur.
Migros çalışanlarının yaşadığı bu sıkıntının takipçisi olmak, onların haklı taleplerini dile getirmek ve bu adaletsizliğin karşısında durmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü alın terinin değersizleştirildiği yerde ne adalet kalır ne huzur kalır ne de güven kalır.