Huzur Partisi, resmi web sitesidir.

Huzur Partisi

Basın Bildirileri

Adalet
2026-01-23 02:30:19

Adalet

Ülkemizde 85 milyon vatan evladı olarak huzur ve refah içerisinde yaşamak istiyoruz. Ancak toplumsal düzeni sarsan, insanlarımızda korku ve paniğe sebep olan, gelecek kaygısı ve ümitsizlik tohumları eken bazı sorunlarla karşı karşıya kalmaktan ve bu sorunlarla birlikte yaşamaktan kurtulamıyoruz.

 

Son yıllarda karşı karşıya kaldığımız en büyük sorunlardan bir tanesi de Adalet alanında yaşanan sıkıntılar ve noksanlıklardır.

 

Son dönemde hızlı bir artış gösteren bireysel silahlanma, bu silahlarla gerçekleştirilen suç eylemleri, işlenen cinayetler artık gündelik ve kanıksanır olaylar haline geldi.

 

Ruhsatsız silah taşımanınnormalleştiği, bu silahlarla havaya ve sağa sola ateş açmanın gelenekselleştiği, insan yaralamanın sıradanlaştığı ve birini öldürmenin, can almanın hayretle karşılanmadığı bir sürecin içinden geçiyoruz.

 

Tüm bu suç sarmalının içerisinde, bu suça karışanların, bu suçları işleyenlerin rahatlığı ise sürecin en can sıkıcı görüntülerini oluşturuyor.

 

Ruhsatsız silah bulundurmak, havaya ateş açmak ve birisini kasten yaralamak fiilleri genellikle denetimli serbestlik kararıyla sonuçlanıyor. Bu suçları işleyenlerinbirçoğunun hâkim karşısına dahi çıkmadan savcılık kararıyla serbest bırakılıyor olması bu suçları işleyenleri rahatlatırken, toplumda ise adalete olan güveni sarsıyor. Tutukluluk gerektiren, ancak denetimli serbestlikle sonuçlanan kararlar, yaşananların sosyal medyaya düşmesi ve gelen tepkiler sonrasında ancak tutuklamaya çevriliyor.

 

Adaletin adliyeler yerine sosyal medyada arandığı ve bazen de bulunduğu bir dönemi yaşıyoruz maalesef.

 

Bir insanın canına kıymanın ne kadar büyük bir vebal olduğunu anlamak için Kur’an-ı Kerim’deki “kim bir kimseyi haksız yere öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur…” ayetine bakılması yeterlidir.

 

Hal böyleyken, bugün ülkemizde kasten ve vahşice işlenen cinayetlerle cana kıymanın karşılığında verilen cezalar adaleti sağlamaktan, maşeri vicdanı rahatlatmaktan çok uzaktır.

 

Cinayetten, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar en fazla 36 yıl cezaevinde kalırken, iyi hal indirimleri ve denetimli serbestlikle erken tahliye kararları başta olmak üzere,birçok ceza indiriminin uygulandığı mahkeme süreçlerinden dolayı bu süreden çok daha az sürede toplum hayatına geri dönüyorlar.

 

Büyük bir rahatlıkla bu cinayetleri işleyenler bir süre sonra hayatlarına kaldıkları yerden devam ederlerken, çocuklarını, eşlerini, anne ve babalarını cinayete kurban verenler aynı şekilde normal hayatlarını sürdürebiliyorlar mı?

 

2004 yılında işlediği cinayet dolayısıyla ömür boyu hapis cezası alan bir şahıs 20 yıl bile yatmadan cezaevinden salınıp 2024 yılında İzmir’de bu kez 2 kişiyi öldürürken,

evlendiği iki eşini de öldüren, buna rağmen hayatına kaldığı yerden devam etme imkânı verilen bir adamın televizyon programında 3. Eşini, belki de 3. Kurbanını arıyor olması ülkemiz ve milletimiz açısından ne büyük bir trajedidir.

 

Bu cinayetleri işleyenler kaldıkları cezaevlerinde devlet tarafından en iyi şartlarda tutulurken, bir insanı canice bir ruh haliyle hayattan koparanların kaldıkları cezaevinden, yazın sıcaktan, kışın soğuktan, gardiyanlardan şikâyet etme hakları varken, gerekirse cezaevi şartları dolayısıyla devletine karşı uluslararası mahkemelerde dava açma hakkı varken, yakınlarını kaybedip hayatı zindan olanlara nasıl haklar tanıyor adalet sistemimiz.

 

Ya alkol alıp, sarhoş vaziyette direksiyon başına geçip kaçınılmaz bir son olan trafik kazalarına sebep olanlara ve insanların canına kıyanlara “taksir ile yani kusur ile öldürmekten” verilen

3-5 yıllık cezalara ne diyeceğiz.

 

Bir insan alkolün aklı bulandırdığını, muhakemeyi zorlaştırdığını, hareketlerini kısıtladığını bilerek ve isteyerek alkol alıyor ve bu haliyle direksiyon başına geçiyorsa bunun adı kusur mudur, kasıt mıdır?

 

Aktüel ve medyada çokça yer alan bir örnek olarak söylüyorum. Antalyasporlu futbolcu Naldo’nun 4 yaşındaki oğlunun ve kayınpederinin ölümüne sebep olan sarhoş sürücüye verilen ceza sadece 10 yıl.

Bu verilen 10 yıllık cezanın yatarı ise 4 veya 5 yıl.

Bu adalet midir?

Alkol alacaksın, sarhoş olacaksın, 4 yaşındaki bir çocuğu öldüreceksin, sen 4 yıl sonra hayatına kaldığın yerden devam ederken, o çocuğun babasını ve annesini bir ömür boyu bu acıyla baş başa bırakacaksın.

 

Toplumda adalet bu anlayışla sağlanabilir mi?

 

Mevcut anlayışla suça karışanlar, suç işlemeyi hayatının bir parçası haline getirenler ıslah edilebilir mi?

 

Meydana gelen olaylarda suç işleyenlerin 80-90 suç kaydı olduğu halde elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor ve yeni suçlar işlemeye devam ediyor olmasından bunun mümkün olmadığı ortadadır.

 

Can sıkanın canının sıkılmadığı,

Can yakanın canının yanmadığı,

Can alanın canının devletin garantisi altına alındığı ceza hukuku anlayışıyla adaletten bahsedemeyiz.

 

Elbette esas olan suça teşvik eden düzenin değiştirilmesidir.

Ruhsatsız silahlarla ilgili bir an önce etkili adımların atılmasıdır.

Suç işlemenin önüne geçecek bir eğitim sisteminin işletilmesidir.

Son yıllarda büyük yaralar alan aile yapısının yeniden sağlamlaştırılmasıdır.

İslam’ın en temel kavramı olana ahlakın yeniden toplumumuzda tesis edilmesidir.

 

Ancak bütün bunlara rağmen hala ortada bir suç ve bu suçu pervasızca işleyenler varsa etkili, caydırıcı, suçun karşılığı olarak toplumsal vicdanı rahatlatacak cezalar verilmelidir.

 

Bu sebeple Türk Ceza Kanunu tekrar ve esaslı bir şekilde ele alınmalıdır.

Denetimli serbestlik, erken tahliye, iyi hal indirimleri gibi konular adalet penceresinden bakılarak mutlaka değiştirilmelidir.

Kararlar alınıyorken suçu işleyenler değil, suça maruz kalanlar esas alınmalıdır.

Kasten işlenen cinayetler için “İdam Yasası” derhal ve geciktirilmeden gündeme alınmalı ve yasalaştırılmalıdır.

 

Bugün yaşadığımız bu sıkıntılı sürece karşı acil ve kalıcı tedbirler almazsak, yarınlarımız çok daha zor olacaktır.

Bu yüzden yarınlarımızı daha yaşanabilir bir hale getirmek istiyorsak Adalet sistemimizi sil baştan yenine yazmamız gerekmektedir.

 

 

HUZUR PARTİSİ